Eylül 2015’de TED Konuşması'nda Harald Haas sahneye çıktı ve bir video izledi. Ancak diz üstü bilgisayarı internete bir kablo ya da Wi-Fi ya veya güneş paneli ile bağlı değildi. Sadece bir LED lambadan alıyordu internet bağlantısını. Buda hayatı kökünden değiştirmeye yetti.
Işığın - bu durumda bir LED'in - internetten bir bilgisayara veri ışınlayabildiği ilk gösterilerden biriydi.
Li-Fi denilen teknolojinin, daha az enerji harcadığı ve Wi-Fi'den daha güvenli olduğu iddia ediliyor. Bir cihazın fiziksel olarak Li-Fi'den interneti almak için bir odada olması gerektiğinden, bilgisayar korsanlığına daha az eğilimli bir teknoloji olduğunda ek bir avantaj olarak duruyor.
Fakat Li-Fi hikayesi böyle Cool bir demo ile de bitmiyor. Edinburgh Üniversitesi'ndeki bir mucit ve mobil teknoloji araştırmacısı olan Haas, her türden güneş pillerini, normal pencerelere benzeyen yarı saydam olanlar dahil, veri alıcılarına dönüştürmek istiyor.
Haas ve meslektaşları ilk olarak bir LED lamba ve "standart, kullanıma hazır bir güneş pili" kullanarak Li-Fi'yi geliştirdi.
Araştırmacılar daha sonra araştırmalarını pureLiFi adlı bir şirket haline getirdiler. Teknolojileri, güneş panellerinin normalde ışığı algılanamayan dalgalanmaları tespit edebildiği fikrine dayanır. Programlanabilir bir LED ile eşleştirilen Haas, "ışıktan ve güneş pilinden bilgi almanın bir yolu olduğunu" söyledi.
Lifi sistemi wifi dan 400 kat daha hızlı internet bağlantısı vaad eden bir sistem olunca onunla alakalı her gelişme kayda değer olarak nitelendirilebilir.
Henüz test aşamasında olan sistem
Çıktığında biz yeni yeni dertlere avantajlara imkanlara ulaşacağımız da aşikar.
fallow us at Instagram @taf2034
#talkingaboutfuture
Yorumlar
Yorum Gönder