Ana içeriğe atla

BCG > MARKA BÜYÜME VE GELİŞİM MATRISI/ SORU İŞARETLERİ


Bcg ( boston cons.) Matrisinin  üst kısmında pazar büyümekte iken yönetimimizde bulunan ürünler pek oralı değillerse bu sınıfa giriyorlardır muhtemelen.
Zira pazar büyür kendine ben de dururum ha böyle, hatta küçülürüm.
Yatırım yapın, para harcayın taleplerini her  satış geliştirme toplantısında önünüze koyuyorsa
ama  marka yöneticisi veya girişimci olarak sizin de içten içe arkanızı dönünce
 yahu şu bizim x ürünü ile alakalı tereddütleriniz varsa
arada bir
"-başımıza bela olmasa bari, harcıyoruz harcamasına da, bir hareket de yok maaalesef.
zaman geçiyor
rakip yok ama yakında gelir,
bu segmenti de biz sırtlandık ama belkide talep patlamayacak,
yarın bir nakit köpeğine dönüşür mü,  ne olur endişelerini size yaşatıyorsa
bu durum o ürün veya markanın soru işareti olmasına yeterde artar bile.

Aslında bu statüde bulunan ürünün veya segmentin yeteneği de vardır yıldız olmaya ama nasıl ?
Ne zaman ?

Ne kadar daha beslemek lazım sorusuna cevabım dostlar
bunu sizin sektörel gelişim öngirüleriniz karar verecek,
sektör yada segment ne derece gelişiyor,
talep oluşuyor mu,
talepler ne şekilde evriliyor
arzda bir problem mi var?
markalamada yanlış giden birşeyler mi var?

Bunlara odaklanmalısınız?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İdeal bir satış primlendirme sistemi nasıl kurgulanmalı?

Satışlar artsın hedefler tutsun, emekler zayi olmasın diye otururken masada bir patron. Aklında bir çok düşünce çakışmaya başlar. Pastadan pay vermek lazımdır elbette ama bunu dengeleri değiştirmeden nasıl yapabilir. Koşabilecek olanla sadık nöbet tutan arasında nasıl bir sistem kurmalıdır, nasıl bir uygulama yapmalıdır? Geçmişte mutlaka bazı denemeler olmuştur. Doğru kurgulanmayan sistemsel olmayan uygulamalar ya istenilen satışı getirmemiş yada bölgenin sektörün  üzerinde satışlar getirerek pazarı dengeden uzaklaştırmış, yada şirket içi dengeleri altüst ettiği için huzursuzluğa sebebiyet vermiştir. Peki İdeal Prim sistemi nasıl olmalı? Çalışanları firmanın kendi hede...

Whats LiFi = 400 X wifi

Eylül 2015’de TED Konuşması'nda Harald Haas sahneye çıktı ve bir video izledi.  Ancak diz üstü bilgisayarı internete bir kablo ya da Wi-Fi ya veya güneş paneli ile bağlı değildi. Sadece bir LED lambadan alıyordu internet bağlantısını. Buda hayatı kökünden değiştirmeye yetti. Işığın - bu durumda bir LED'in - internetten bir bilgisayara veri ışınlayabildiği ilk gösterilerden biriydi. Li-Fi denilen teknolojinin, daha az enerji harcadığı ve Wi-Fi'den daha güvenli olduğu iddia ediliyor.  Bir cihazın fiziksel olarak Li-Fi'den interneti almak için bir odada olması gerektiğinden, bilgisayar korsanlığına daha az eğilimli bir teknoloji olduğunda ek bir avantaj olarak duruyor. Fakat Li-Fi hikayesi böyle Cool  bir demo ile de bitmiyor.  Edinburgh Üniversitesi'ndeki bir mucit ve mobil teknoloji araştırmacısı olan Haas, her türden güneş pillerini, normal pencerelere benzeyen yarı saydam olanlar dahil, veri alıcılarına dönüştürmek istiyor. Haas ve meslektaşları...

Şirketle evliliği bitirmenin adabı

Linkedin' de kıymetli bir dostumuz bir konuyu tartışmaya açmış olarak gördüm.  Konu bir çalışanın sabah işe geldiğinde kartını şirket bankosuna temas ettirmesine rağmen bankonun açılmaması bundan dolayı güvenliğe sorduklarında Şirketle ilişiğinin kesildiğini öğrenmesi. Eski çalışanın  Rencide olması  olayın duygusal ve şirket etiğine uyması uymaması konusuydu. Vak'ayı şöyle bir düşündüm. Uzun zamandır yazmayı düşündüğüm bir konuydu. Tam üstüne basmışlardı adeta. Müsait bir zamandı, uzatmalı dinlenme için ayırdığım bir zamandı. Oğlum Ahmet kema'lle oyalanırken, şöyle bir düşündüm. Bu neden kaynaklanıyordu.? Sorunun kökenine inmeliydik bu yaygın hastalığı anlamak, Sebeplerine ulaşabilmek için. Bu duruma sebep olan asıl neden neydi? Öncelikle Şirket kültürüne sahip olmamak diyebiliriz, Sonra Şirket sahiplerinin başka bir işte çalışarak gelmiş olmaması, Gönderilen o çalışanın aslında potansiyel bir müşteri ve rakip adayı olduğunun unutulması Emeğe saygı göstermemek Emeğin mal...