Ana içeriğe atla

Ne olacak bu yerli araba projesinin akıbeti

Aslında yerli araba hayali, yıllardır bu milletin kanayan bir yarasıdır. Eskimez bir hayaldir. Bundan 5-6 yıl önce bir oy potansiyeli görülerek tekrar gündeme konuldu. O zamanlar korkum eskimiş teknoloji olan, Çok komplike bir sistem olan, japonlarda sorunsuzluk, almanlarda sorun çıkaran, sürekli bakım isteyen ama iyi performans çıkaran
İtalyanlarda anlamsız yakıt sarfiyatı ile gelen inanılmaz yolda tutulamayan güç sağlayan içten yanmalı motor teknolojisi üzerine inşa edilecek bir hayaldi. O dönem Türkiyede otomobil üreticileri derneğinin bir proje yarışması da açılmıştı. Bende bir eco futurist olarak yazmıştım fikirlerimi. Hatıra olarak hala durur kütüphanemde.
O projede özellikle
Yerli araba projesi kesinlikle pahalı, çok parçalı, sorunlu ve çok gerisen geldiğimiz yeni keşiflerle enerjimizi boşa tüketecek olan içten yanmalı motor teknolojisi üzerine değil mutlaka elektrıkli rejeneratıf enerjı kazanımlı bir model üzerine kurgulanmalı diye yazmıştım.
Kim birinci oldu sonradan haber alamadım, peşine de düşmedim ama ortak bir düşünce çıkmış olacak ki
Proje içten yanmalı, hybrit modeller arada bir sunuldu geri çekildi. Hatta saab ile görüşüldü olmadı. Sonra nasıl oldu ise batmış olan saabın haraç mezat gitmesi gerekn bir hattına 40 milyon €  ödendiği duyuruldu. hakları alındı ama o dönem saab 1 €   ya sembolik bir bedelle satılacaktı şayiaları bayağı zaman yazıldı dış basında. Tum know how üretim hatları ve borçları ile beraber öngörülen fiyattı. oda bir duyum olarak kaldı. Olmadı.
Ve geldik 2018 e her yıl zamanı geldikçe köpürtülen bu proje tekrar elden geçti. Otonom olacağı menzili 500 km olacağı beyan edildi. Ama sadece ceo su ortalıkta olan bir şekilde bu projenin içine itilen 5 babayiğitten bir ses henüz çıkmadı.
Yıl 2019 mayıs
Ve bazıları neden yapmamamız gerektiğine dair demeçler veriyor.
Sebep olarak da
Dünya otomotiv üretiminde yeni bir konsolidasyonu örnek gösteriyorlar.
Fiat chrysler grubunun renault nissan ortaklığını mitsubishi ile de destekleyip oluşturdukları grubun aldığı birleşme kararı ile yorumluyorlar.
Bir yerde haklılar
Zira almanlar aynı hat düzeni
Hatta MQB denilen hareketli dönüştürülebilir esnek üretim hattı ile aynı hattan 5 model çıkarabilir suruma gelip bünyelerinde aynı segmentteki 5 markaya aynı hattan ortak parça oranı motor dahil %70 e kadar çıkarıp karına kar eklerken ve aslında zararı ortadan kaldırırken karşılarına ne dış görünüş nede iç konforda kötü söz ettirmeyen yazılımcıların otomobil yorumu  olan teslaya karşı aciz kaldıkları nir dünya önümüzde iken. Ortak parça oranı neden önemli?
Ortak parça demek
Rekabet edebilmek ayakta kalabilmek ve kar edebilmek demek aslında
sektörde neredeyse %90 olan cep telefonu pazarındaki ucuzlama aslında şarj adaptöründe bile yıllar sonra gelen birliktelikle bir çok saçma malşyetten kurtulan mobil cihaz üreticilwrinin hali otomotiv için ayakta kalma stratejisi olarak yeter aslında. Elbette okumayı bilenler için. İşlemci anakart, ram ssd bellek ekran gibi ortak bileşenlerle ve endüstri 4.0 insansız tam otomasyon robotik üretimle çok daha maliyeti düşük rekabetçi ürünler üretebilen çinlileri iyi okumak laIm. Zira tüm bu mobil cihaz üreticileri asıl işletim sisteminde bile ortak iken sadece ara yüzü tasarlayarak değiştierwk ve sorunsuz güçlü nispeten uyumlu donanım ile bir araya getirerek ayrışmayı ve markalaşmayı başardırlar bi nebze. Huawei android krizine kadar bu böyle oldu. aynı yazılımla kişiselleşen ve rakiplerinden ayrışan çinli  lerin yarın işin içinden çıkamayan rekabet edemeyen apple ios lu ürün bile üretebilecekleri ortak projeler gelirse de şaşmamak lazım. Zira 3 sene önce 2022 de bir apple dan bahsedemeyeceğiz, ayakta kalamaz diye öngörüde bulunurken o 2017 de karlılıkta ve marka degerınde zırvede olan bir grubun nasıl batacağı konusunda fikri olmayanlara  izleyin ve görün demekle yetinmiştim.
Bu başka bir konu, başka zaman değiniriz belki. Fırsat bulabilirsem.
Asıl konumuza dönecek olursak
Peki yerli otomotivde proje nasıl olmalı sorusuna
Yerli otomotivde
Ortak parca oranı yuksek belki %90, yazılım da da benzer sadece arayüzde farklı bazı yazılımsal ek özelliklerde farklılaşan bir projeye bunu evriltmek lazım. Zira buna yılların dev efsane firmaları nissan ve mitsubishi bile hazır değil. En hızlı seri üretim spor arabayı üreten efsane modeli gtr ki her 2017 yılında her otomobil severin rüyalarını süsleyen bir modeldir. İçten yanmalı modellerin içinde en keyifli sürüş zevki veren hazz veren araçtır gtr ile nissan, bunun yanında gençlik yıllarımın hem sorunsuz hem efsane modeli evo ile otomobili yeniden yorumlayan evo lancer ile mitsubishi bile yeni gelen elekyrikli otonom araba projeleri karşısında aciz kalmış durumdalar.
Neden dersiniz.
Belki sizde denk gelmişsinizdir bazı karşılaştırmalara
Tesla model 3 şuan en hızlı araba olan hatta en pahalı arac olan bugattı veyron dan daha hızlı bir araç olarak çıktığı testlerde tüm maliyet algısını altüst ediverdi. Zira model 3 ile tesla 30.000 $ a para kazanırken. Bugatti 3.000.000@€ bedelle zarar edebiliyordu. Sırrı ise sürüm olmaması, aynı hattan daha fazla ürün çıkaramamak, ve yeni algoritmik yazılım ve elekttik motorunun verdiği şahane performans değerleri bunun yanında yazılımla ve sensörlerle elektrikli aracı yönetmek kendi başına yürütmek içten yanmalı mekanik bir araca hükmetmekten daha kolay, basit ve ucuz.
Buna birde ortadan kaldırdıgınız servıs maliyetlerini ve yakıt gereksiniminşde koydugunuzda bugatti var ile yok arasında bir yerde asılı kalıyor.
Bu kadar yazdık karşılaştırdık söyledik.
Ne yapmalıyız emin bey diye bazı hitapları duyar gibiyim.

Buradaki strateji bence,
Otomotivin androidi olan teslaya yaklaşıp
Elon musk efendiyi eşsiz türk mutfağıyla çıragan sarayında bir yemekte ağırlayıp
akabinde okkalı bir türk kahvesi ikram ederken dostum
biz senin projene private label olarak dahil olsak, bizim ülkede senin aracı başlangıçta küçük arayüz  zamanla bizim yerinde duramayan mühendis kılıklı modifiyeci gençlerle onların tasarımsal değişiklikleri ile aynı hattan 5 model çıkararak bir ortaklık yapsak. Tüm parçalara senin içinde ekonomik alternatifler üretsek
Bunlarıda ilk bu ülkenin modellerinde test etsek hem sen riske girmemiş olursun. Eğer başarılı olursak sana cazip fiyatlı parçada tedarık ederiz karlı çıkarsın maliyetlerin düşer hemde amerikada bir türlü üretim hedeflerine ulaşamadın, bu konuda da faydamız olur. Sende bu ortaklıkla hem bu ülkede satılacak üründe payın olur. Pazardan pay verelim sana sen parmağını bile kıpırdatmadan kârına kâr katmış olursun bizde bir hayali anlamlı bir proje ile kara geçme imkanındansa ayakta kalabilecek hale dönüştürmüş oluruz. Nerdesin desek
Elon musk imana gelip Allah bile diyebilir. Zira güçlü bir tedarikçi ülke ve deney laboratuvatı elde etmiş olacak. Ne şiş yanacak nede kebap.
Son tahlilde
Peki bunun. Nesi yerli diyenlere
Artık yerlilik üretimden pay almakta, pazarsan kopmayan birlikteliklerde ve iş gücünde kalacak. Endüstri 4.0 la iş gücü bile artık yerli olamayacak. Yazılımsal arayüzlerde olacak diyerek bitireyim istiyorum.
Zira gelecek acımasız, net iyi maliyetlenmiş doğru yatırımla gelecek, yanlış yatırım şirketleri batırdıgı gibi ülkeleri de bağımlı sönük hale getirecek.
Aman dikkat
Benden söylemesi...

Emin Engin Türk

Eco futurist--iş marka stratejisti

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İdeal bir satış primlendirme sistemi nasıl kurgulanmalı?

Satışlar artsın hedefler tutsun, emekler zayi olmasın diye otururken masada bir patron. Aklında bir çok düşünce çakışmaya başlar. Pastadan pay vermek lazımdır elbette ama bunu dengeleri değiştirmeden nasıl yapabilir. Koşabilecek olanla sadık nöbet tutan arasında nasıl bir sistem kurmalıdır, nasıl bir uygulama yapmalıdır? Geçmişte mutlaka bazı denemeler olmuştur. Doğru kurgulanmayan sistemsel olmayan uygulamalar ya istenilen satışı getirmemiş yada bölgenin sektörün  üzerinde satışlar getirerek pazarı dengeden uzaklaştırmış, yada şirket içi dengeleri altüst ettiği için huzursuzluğa sebebiyet vermiştir. Peki İdeal Prim sistemi nasıl olmalı? Çalışanları firmanın kendi hede...

Whats LiFi = 400 X wifi

Eylül 2015’de TED Konuşması'nda Harald Haas sahneye çıktı ve bir video izledi.  Ancak diz üstü bilgisayarı internete bir kablo ya da Wi-Fi ya veya güneş paneli ile bağlı değildi. Sadece bir LED lambadan alıyordu internet bağlantısını. Buda hayatı kökünden değiştirmeye yetti. Işığın - bu durumda bir LED'in - internetten bir bilgisayara veri ışınlayabildiği ilk gösterilerden biriydi. Li-Fi denilen teknolojinin, daha az enerji harcadığı ve Wi-Fi'den daha güvenli olduğu iddia ediliyor.  Bir cihazın fiziksel olarak Li-Fi'den interneti almak için bir odada olması gerektiğinden, bilgisayar korsanlığına daha az eğilimli bir teknoloji olduğunda ek bir avantaj olarak duruyor. Fakat Li-Fi hikayesi böyle Cool  bir demo ile de bitmiyor.  Edinburgh Üniversitesi'ndeki bir mucit ve mobil teknoloji araştırmacısı olan Haas, her türden güneş pillerini, normal pencerelere benzeyen yarı saydam olanlar dahil, veri alıcılarına dönüştürmek istiyor. Haas ve meslektaşları...

Şirketle evliliği bitirmenin adabı

Linkedin' de kıymetli bir dostumuz bir konuyu tartışmaya açmış olarak gördüm.  Konu bir çalışanın sabah işe geldiğinde kartını şirket bankosuna temas ettirmesine rağmen bankonun açılmaması bundan dolayı güvenliğe sorduklarında Şirketle ilişiğinin kesildiğini öğrenmesi. Eski çalışanın  Rencide olması  olayın duygusal ve şirket etiğine uyması uymaması konusuydu. Vak'ayı şöyle bir düşündüm. Uzun zamandır yazmayı düşündüğüm bir konuydu. Tam üstüne basmışlardı adeta. Müsait bir zamandı, uzatmalı dinlenme için ayırdığım bir zamandı. Oğlum Ahmet kema'lle oyalanırken, şöyle bir düşündüm. Bu neden kaynaklanıyordu.? Sorunun kökenine inmeliydik bu yaygın hastalığı anlamak, Sebeplerine ulaşabilmek için. Bu duruma sebep olan asıl neden neydi? Öncelikle Şirket kültürüne sahip olmamak diyebiliriz, Sonra Şirket sahiplerinin başka bir işte çalışarak gelmiş olmaması, Gönderilen o çalışanın aslında potansiyel bir müşteri ve rakip adayı olduğunun unutulması Emeğe saygı göstermemek Emeğin mal...